Bazı zamanlar ruhsal bir yolculuğa çıkmak ister insan! Bavulunu, kalemini, pabucunu, diş fırçasını apar topar atar heybesine... Düşer yollara. Kimi, insanı seçer vizöründen; kimi de o anı yakalamak ister sabırla, pürdikkat... Sanırız ki o güzellik bir tek bize denk gelmiştir. Oysa o hep oradadır, gelen bizizdir; işin gerçeği budur aslında. Bir buluşmadır, ilk aşktır vizörden yakaladığımız... "Artık benimsin," diyeceğimiz bir güzellik sarhoşluğuyla kendimizden geçeriz. Kendi kendimize mırıldandığımız şarkılar eşliğinde, parmak uçlarımızın donduğu anlarda... Kendimizi bir şey sandığımız amatör fotoğrafçılarız sonuçta; işte rütbesiz olmak tam da budur özünde...
Karanlık oda hazırlanıyor, fotoğraflar basılıyor...